|
|
|
ALTININ TARİHİ |
|
Atom numarası: 79
Simge: Au
Kütle numarası: 196.967
Kaynama Noktası (C): 2970
Erime Noktası (C): 1063
Yoğunluk: 19.3
Buharlaşma Isısı: 81.8
Kaynaşma (Füzyon) Isısı: 3.03
Elektriksel iletkenlik: .42
Isıl iletkenlik: .71
Özgül Isı Kapasitesi: 0.031
Alm. Gold (n), Fr. Or (n), İng. Gold.
Kimyada Au sembolü ile gösterilen yumuşak, parlak sarı renkte metalik
bir element. Atom numarası 79, atom ağırlığı 196,967, erime noktası
1063°C, kaynama noktası 2966°C ve 20°C’de özgül ağırlığı 19,3 g/cm3tür.
Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, tabiatta
serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri,
insanların ikçağlardan beri ilgisini çekmiştir.
Tarihi: Tarihte bilinen kayıtlara göre Mısır hükümdarları zamanında M.Ö.
3200 yıllarında, altın darphanelerde eşit boyda çubuklar halinde
çekilerek para olarak kullanıldı.
Peru’da M.Ö. 2000 yılına ait altın zinet eşyaları kalıntılarına
rastlanmış olup, Amerika Kıtasındaki Aztekler ve Inkaların da altına
tutkun oldukları bilinmektedir.
Altına önem verenler arasında; Yunanlılar, İranlılar, Makedonyalılar,
Asuriler, Sümerler ve Lidyalıları saymak yerinde olur.
M.Ö. 550 yıllarında ise Lidya Kralı Krezos, altını para olarak (sikke)
bastırmış ve altının para olarak basılması ile de ticaret artmıştır.
Şehirler zenginleşmiş ve dünya yeni bir refah devresine girmiştir.
Türk boylarında İskit ve Sormatların (M.Ö. 1000) milli kahramanları konu
alan altın toka yapımında ileri oldukları bilinmektedir. Dördüncü ve
dokuzuncu yüzyıl aralarında ise altın kase, vazo işçiliğinde en güzel
örnekleri vermişlerdir. Bu eserlerden bir kısmı New York, Morgan
kolleksiyonunda teşhir edilmektedir. Türkler müslümanlığı kabul ettikten
sonra altından eşya yapımını azaltmışlardır. Altın eşyayı sadece süs
olarak kullanmışlardır.
Bulunuşu: Altın, dünyanın geniş bir bölümünde düşük konsantrasyonlarda
bulunur. Yer küresinin tahminen 0,001 ppm (milyonda bir)ini teşkil eder.
Kalaverit (Au2Te4), silvanit (Au2Ag2Te6) ve krennerit (Au8Te6)
mineralleri olduğu gibi bakır ve kurşun minerallerinde de eser
miktarları bulunabilir.
Volkanik kuvarsların içinde, akarsuların kumlu yataklarında toz ve külçe
halinde bulunur.
Elde edilişi: Altın cevherleri, “metalik altın ihtiva eden cevherler” ve
“bileşikleri halinde altın ihtiva eden cevherler” olarak
sınıflandırılır.
Metalik altın ihtiva eden cevherlerden altın elde etmek için altın
ihtiva eden küçük kuvars parçaları öğütme değirmenlerinde hamur haline
getirilir. Bu hamur içinde altın tanecikleri kolloidal halde dağılır.
Buradaki ürün malgama tekniği ile ayrıştırılır. Malgamalanmış hamurun
konsantrasyonu artırılarak çok seyreltik sodyum siyanür çözeltisiyle
işlenir. Sodyum siyanür altın ile reaksiyona girerek kompleks bileşik
meydana getirir:
4Au+8NaCN+2H2O+O2 ® 4NaAu(CN)2+4NaOH
Kompleks bileşikteki altın metalik çinko ile çöktürülür:
2Na+Au (CN)2+Zn ® 2Au+Na2Zn(CN)4
Bu çökeltideki altın ve gümüş dışındaki maddeler, Kal metoduyla alınır.
Gümüş de nitrik ve sülfürik asit etkisiyle çözülerek geriye saf altın
kalır.
Bileşikleri: Altın bileşiklerinde +1 ve +3 değerlikli halde bulunur.
Bütün bileşiklerinden kolayca metalik hale indirgenebilir.
Altının, AuCl, Au2S, AuCN gibi +1 değerlikli bileşikleri sulu
çözeltilerde kararsız olup, +3 değere yükseltgenir veya metalik hale
indirgenir. Bununla beraber sodyum ve potasyum siyanür ile verdiği
kompleks tuzlarının sulu çözeltileri hazırlanabilir ve endüstride
özellikle kaplamacılıkta kullanılır.
Organik tuzları da bilinmekte olup kararsızdırlar.
Altının +3 değerlikli bileşikleri genellikle kararlıdır.
AuCl3 su, alkol ve eterde çözünür, fotoğrafçılıkta ve kaplamada
kullanılır.
AuBr3 alkol ve eterde çözünür. Bazı kimyasal analizlerde kullanılır.
Altın hidroksit, Au(OH)3, ışığa karşı hassas kahverengi bir tozdur. Suda
çözünmez, hidroklorik asit ve diğer asitlerde çözünür. Yaldız yapımı ve
kaplamacılıkta kullanılır.
Altının organik bileşikleri genellikle dialkil tuzlarıdır. Bu tuzlar
R2AuX şeklindedir. Burada R organik molekül X ise halojen, kükürt, azot
veya oksijendir.
Kullanılışı: Bugüne kadar yeryüzünden çıkarılan bütün altının yarıdan
fazlası hükümetlerin ve merkez bankalarının elindedir. Gerek her ülkede
kağıt para emisyonunun güvencesi olarak, gerek milletlerarası bir ödeme
aracı olarak eskiden beri büyük ehemmiyet taşıyan altın, metalle çalışan
zanaatçıların gözünde de değerini korumaktadır. Kuyumculukta altının
genellikle gümüşlü, palladyumlu, bakırlı veya platinli alaşımları çok
kullanılır.
Elektrik iletkenliği yüksek (bakırın yaklaşık %70’i oranında) olan ve
kolayca kimyasal tepkimelere girmeyen altın en çok elektrik ve
elektronik sanayilerde bağlantıların,terminallerin, baskı devrelerinin,
transistörlerin ve yazı iletken sistemlerin kaplanmasında kullanılır.
Üstüne düşen kızılötesi ışınların yaklaşık yüzde 98’ini yansıtarak geri
çevirebilen ince altın levhalar, uzay elbiselerinin başlığındaki göz
deliklerinde zararlı ışınlardan korunmayı ve sun’i uyduların
yüzeylerinde sıcaklığın denetlenebilmesini sağlar. Büyük büro
binalarının pencerelerinde de gene ince levhalar halinde altın
kullanılması, yalnız estetik açısından değil, bu yansıtıcı yüzeyin
çevreyle ısı alış-verişini büyük ölçüde azaltmasından kaynaklanır. Lal
camlara parlak kırmızı rengini veren, camsı kütlenin içinde kolloidal
halinde dağılmış olan çok az miktardaki altındır.
Alaşımları: Altının bazı özelliklerini (kullanış gayesine göre)
değiştirmek için çeşitli alaşımları yapılır.
Altın-gümüş alaşımları: % 75 altın, % 25 gümüş alaşımı yeşil renkte olup
mücevher yapımında kullanılır.
% 40 altın % 60 gümüş alaşımı beyaz renkte ve serttir.
Altın-nikel alaşımı: Mücevher yapımında kullanılan beyaz altının esasını
teşkil eder. Bu alaşımda % 80 altın, % 16 nikel, % 3 çinko ve % 1 bakır
kullanılır.
Altın-bakır alaşımı: Para basımında yaygın olarak kullanılır. Kolayca
işlenebilir.
Altın-palladyum alaşımı: Kolayca işlenebilir. En fazla sertlik
gösterenler % 60-65 palladyum ihtiva edenlerdir. Düşük sıcaklıklardaki
yüksek direnci sebebiyle potansiyometre yapımında kullanılır.
Altın ayarı: Altının kimyadaki saflığı “yüzde” ile, mücevhercilikteki
saflığı ise “karat” veya “ayar” terimleriyle ifade edilir. Buna göre 24
ayar (veya karat) altın % 100 saf altını, 22 ayar ise % 91, 6 saf altını
ifade etmektedir. 22 ayar altının % 8,4’ü diğer metaller ile
tamamlanmıştır. Altına gümüşün ilavesi yeşilimsi, nikel ve platinin
ilavesi beyaz, çinkonun ilavesi sarı ve bakır ilavesi de bakır miktarına
göre sarıdan kırmızıya kadar değişen renkler kazandırır.
Altın işi: Altından yapılan heykel, kap, kacak, mücevher süsleme ve
paraların hepsine verilen ad. Altın metallerin en yumuşağı ve en kolay
biçimlendirilebilenidir. 10 gr altın dövülerek 11 m2’lik ince bir levha
veya çekilerek 570 m uzunluğunda ince bir tel elde edilebilir. En rahat
çalışılabilen metal olarak kalemle işlenerek, kakılarak, dövülerek,
oyularak, kabartılarak, dökülerek varak haline getirilip ahşap, metal,
deri ve parşömen gibi başka eşyaları kaplamada da kullanılmıştır.
Altın standardı: Standart para biriminin, belirli bir ağırlıkta altın
olarak kabul edildiği veya para değerinin belli ağırlıkta altının
değerine denk tutulduğu para sistemi. Ülke içinde altın standardının
benimsenmesi, milletlerarası seviyede de altın standardının uygulanması
sonucunu getirir. Altın standardında ya altın sikkeler kanuni olarak
para dolaşımına girer veya kağıt para, istendiğinde sabit bir fiyatla
altına çevrilebilir.
Hiçbir ülkede altın standardı uygulanmasa da milletlerarası seviyede
altın standardı sistemi yürürlükte kalabilir. Bu durumda, ya altının
kendisi veya sabit fiyat üzerinden altına çevrilebilen bir para birimi
milletlerarası ödeme aracı olarak kullanılır. Bu sistemde, ülkeler
arasındaki döviz kurları sabittir. Döviz kurları, altının bir ülkeden
ötekine taşınma maliyetini aşarak sabit altın paritesinin üzerine çıkar
veya altına düşerse, kurlar resmi seviyeye dönünceye kadar, ülkeden
ülkeye büyük miktarlarda altın sikke ve külçe giriş veya çıkışı
gerçekleşir.
Altın standardı ilk defa 1821’de İngiltere'de kondu. Birçok devre
geçirdikten sonra 1937’ye gelindiğinde tam altın standardını sürdüren
hiçbir ülke kaldı. İkinci Dünya Harbi sonrasında, döviz kurlarının
ekseriya dolara veya altına göre ayarlandığı bir sisteme geçildi.
1958’de yeniden bir tür altın standardı sistemine dönüldü. Buna göre,
önde gelen Avrupa ülkeleri milletlerarası ödemelerde kendi paralarının
altına veya dolara serbestçe çevrilebilirliğini garanti ediyorlardı.
Milli seviyede altın standardına dönüş ise hiç görülmedi.
Altın suyu: Kral suyu olarak da bilinir. Hacimce bir birim derişik
nitrik asit ile üç birim derişik hidroklorik asitten oluşan karışımdan
meydana gelir. Bu karışım altını çözebildiğinden altın suyu adı
verilmiştir.
Altın suyu veya kral soyu kimyasal çözme işlemlerinde bazı demir
cevherlerini, fosfatlı kayaçları, curufları, nikel-krom alaşımlarını,
antimonu, selenyumu ve civa, arsenik, kurşun ve kobalt sülfürleri,
çözünürlüğü az olan sülfürleri çözmek için kullanılır.
|
|
|
|